Temiz Hava Hakkı Platformu (THHP), Milli Enerji 2040 Planı’na ilişkin değerlendirmesinde Türkiye’nin kömürden kademeli çıkış takvimi hazırlaması çağrısında bulundu. Platform, planın enerji arzı ve yatırım hedefleri belirlediğini ancak çevre ve halk sağlığını yeterince gözetmediğini, fosil yakıt kaynaklı hava kirliliğinin sağlık maliyetini hesaba katmadığını savundu.
Yerli kömür santrallerine alım garantileri ve kapasite mekanizmaları yoluyla verilen desteğin sona erdirilmesini isteyen THHP, kamu kaynaklarının yenilenebilir enerji yatırımlarına, kömür bölgelerinde yeni istihdama ve fosil yakıtlardan zarar gören bölgelerin iyileştirilmesine ayrılmasını talep etti. Platforma göre çıkış takvimine, çalışanların ekonomik, sosyal ve sağlık haklarını koruyan, bölge halkına güvenceli iş olanakları sağlayan bir adil geçiş planı eşlik etmeli.
Sağlık maliyetlerinin yatırım kararlarına katılması talebi
THHP ile Enerji ve Temiz Hava Araştırma Merkezi’nin (CREA) hazırladığı Fosil Yakıtların Türkiye’ye Ağır Faturası: Sağlık Yükü ve Ekonomik Maliyeti raporuna göre, Türkiye’de fosil yakıt kaynaklı hava kirliliği yılda yaklaşık 26 bin 500 erken ölüme, 8 bin erken doğuma ve 5 bin 100 yeni çocukluk çağı astım vakasına yol açıyor. Raporda yıllık ekonomik maliyet yaklaşık 55 milyar dolar, Türkiye’nin gayrisafi yurt içi hasılasına oranı ise yüzde 4,1 olarak hesaplanıyor.
Platform, enerji yatırımları karşılaştırılırken maliyet, arz güvenliği ve emisyonların yanı sıra sağlık etkilerinin de değerlendirilmesini istedi. Ulusal enerji planları için stratejik çevresel değerlendirme ve sağlık etki değerlendirmesi yapılmasını öneren THHP, Sağlık Bakanlığının, halk sağlığı uzmanlarının ve ilgili meslek örgütlerinin planlamaya başlangıçtan itibaren katılması gerektiğini belirtti.
Yenilenebilir kapasite artışına koşullu destek
Plandaki güneş ve rüzgar kapasitesini artırma hedefini olumlu karşılayan THHP, bu artışın fosil yakıtlardan elektrik üretimi azaldığı ölçüde hava kalitesini iyileştirebileceğini vurguladı. Platform, uzun vadede elektrik üretiminin tamamının yenilenebilir kaynaklardan karşılanmasını savunurken bu teknolojiler için gerekli minerallerin çıkarılması ve işlenmesi sırasında çalışanların, yöre halkının ve ekosistemlerin korunmasını istedi.
THHP, petrol ve gaz üretiminin artırılması hedeflerine de çevre ve sağlık etkileri nedeniyle itiraz etti. Nükleer yatırımlara ilişkin kararların ise bağımsız uzmanların katılımıyla çevre ve sağlık değerlendirmelerine tabi tutulmasını, karar süreçlerinin şeffaf ve katılımcı yürütülmesini talep etti.
Platform, kömür desteğinin sürdürülmesi ile petrol ve gaz üretiminin artırılması hedeflerinin, COP28’de enerji sistemlerinde fosil yakıtlardan uzaklaşma konusunda varılan uzlaşıyla ve Türkiye’nin 2053 Net Sıfır hedefiyle uyumlu olmadığını savundu.



















